yıllar önce dershanede danışman hocam herkese güzel notlar yazmıştı bi tek bana garip insan yerinden yurdundan uzak olan insan değil ,toplum tarafından hareketleri yüzünden dışlanan insandır yazmıştı..
hala nefret ediyorum o karıdan.
bıyıklı kızımın adı; bikere ön ayağı bi kere de arka ayağı kırıldı fakirin, o güne kadarki sıfır kilometre 2 ayağından birisi de uyuz oldu, geçer geçer diyip de geçmeyince veterinere götürmeyi akıl edene kadar kaşınıp durdu, kaşıdıkça kanattı, kabuk tuttukça kaşıdı. bi de tavşanlar çığlık atabiliyolarmış; gariban uyuz iğnelerini yedikçe ağzını sonuna kadar açtı, dilini dışarı uzattı, hani köpekler korkunca kuyruklarını götlerinin arasına sıkıştırıp "iyk iyk" diye bağırırlar, heh öyle bi bağırdı.
gurbette olan, özlemeyi beklemeyi anımsatan olduğu yere ait olmayan insanı; durduğu yerde ayrıksı bulunanı anlatan sihirli bir sözcük. garip yabandadır, yabancıdır, yabandır.
Türkülerin her dilde merâmı aynı dedirten xeribim adıyla aşkı en güzel anlatan müzikal eserlerden birisi olan kadırga yurdundayken sözcük sözcük çevirttiğim kumkapı sahilinde içip içip çığırdığım çığırttığım türkünün ana konusu. eksik olmak, tamamlanamamak, o olmadan yaşayamamak bu kadar da iyi anlatılamaz ki...
oraları çoook özledim acaba kalkıp gitsem mi?